-
http://www.youtube.com/watch?v=emWq8wNCrLY
Bak sevgili.. bu ilk baharımız.. daha bunun yazı var.. sonbaharı ve kışı var.. tekrar baharı var.. hem daha yeni başladık.. bu yaşadıklarımız lelesi.. daha bunun lolosu var.. bunun peru su, katmandusu, filleri, dağları, uzun yürüyüşleri ve motor gezileri var.. haydi yapış da kal bana.. daha bunun kapadokya balonları var ;))
-
Keçi Peynirli Tavuk Dolma

Hayatın dinginliği içinde geçerken zaman, kocaman öğretiler ve beraberliğinde de kocaman güvenle sarmalanmış sevgi seli içinde yüzmekteyiz biz.. Biz; Lüle Saç Bey, ben ve elbette kedilerimiz :))
Bazen, kocaman yatağımız içinde uyurken, arada aşağı kattaki küçük yatağımızda uyumak istiyor ve bakıyoruz ki, biz kocaman bir aile içinde, ayaklarımıza, koynumuza ve başımıza tünemiş sevimli yün yumakları arasında, hırıltılı sesler eşliğinde sabaha merhaba diyoruz.
Günün ilk ışıkları serilirken doğaya, ezan sesi ile uyanan tarafım hemen evin bütün kapılarını açıyor ve mis gibi o kokular dolaşırken evimize, artık havaların tatlılığı ile kahvaltımızı bahçede yapmak için sıvıyorum kolları.
Taze sütten yaptığım kaymak ve bir kaşık bal ile sıcacık bazlama ekmeğin kokusu uçuşunca sevgilimin burnuna doğru, kahvesini isteyen sabah mahmuru sesini ne çok sevdiğimi anlıyorum her geçen gün.. her geçen dakika ile de aslında onsuz ne kadar eksik kaldığım zamanların bugüne ayarlanmış o kısmeti için nasıl teşekkür edeceğimi bilemediğim bir eziklikle şükür ediyorum Allah’a..
Anlıyor insan zamanla, yaş aldıkça, yaşamsal deneyimler biriktirdikçe çözüyor şifrelerini hayatın ve içinde soluduğu anın en kıymetli hazinesi olduğunu.. Bırakılıyor zamanla dırdır etmeler, dünün olmuşları için tartışmaktansa, bulunduğu zamana odaklanmayı, hoş ezgili müzikler eşliğine ayın ışığı vurunca kavrıyor yürek zenginliğin ne olduğunu. Önemi kalmıyor artık süslü broşların, ceplerdeki kağıtların ve sahip olduklarının.. Çünkü biliyor artık, yavaşça kırışmaya başlayan göz kenarlarım sevginin eşsizliğini..
İşte böyle anların en şımarık konuşmaları bizim evde yemek yerken çıkıyor ortalığa. Süslü sofraları kendimize hazırlıyoruz şimdi, mumlarımızı yakıp, sevdiğimiz şarkılarımızı açıyor ve günün özetlerini aktarırken birbirimize gülümseyen yüzlerimizi ışıldatan bir yemeğimizi de sizlerle bölüşmek istiyoruz..
Gülmek Bizim Elimizde
4 tane dövülmüş tavukgöğsü
4 dilim pastırma
¼ su bardağı ince şeritler halinde kesilmiş keçi peyniri
1 yemek kaşığı ince kıyılmış taze fesleğen
1 tatlı kaşığı taze kekik
Taze çekilmiş karabiberi
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Birkaç kürdan
Fırınımızı önceden 180 derecede ısıtalım arkadaşlar.
Düz bir yüzey üzerine dövülmüş göğüsleri yayalım ve üzerine dilimlenmiş keçi peyniri, kıyılmış fesleğen ve taze kekik ile karabiberi serpelim ve dolma şeklinde saralım. Üzerlerine pastırmaları dolayarak kürdanlar ile tutturalım ve bir tavada ısıttığımız zeytinyağı içinde tavuk dolmaları kahverengi oluncaya kadar yaklaşık 5 dakika için kızartalım ve ısıya dayanıklı küçük bir kap içinde sıcak fırına koyarak 15 – 20 dakika için pişirelim.
Bu arada bol peynirli linguine makarna ve fesleğen salata ile hazırladığımız masamıza soğutulmuş içkilerimizi alalım, mumları yakalım. Fırından çıkardığımız tavuk parçalarını bölüşelim ve afiyetle yerken de hoş sohbetlerimize devam edebiliriz..
Sevgiler ;)))
-
Ananaslı Kek

Makaraları sardım. Kuşku, endişe, kuruntu ve derken elimden kaçtı ipler.. sesim yükseldi, aksileştim. Soğuk bir yelin gelip geçici öfkesine takılıp, dans etmeyi unuttuğumdan köpürdüm suyu bol kaçmış sabun gibi…
Sonra da bıraktım kendimi dalgalara. Deliliğimin elinden tutup, açtım tüm hareketli ve neşe veren şarkıları, çıplak ayaklarımla toprağa basarak, bedenimi saldım dansın kendi ahengine..
Biliyorum, hayata başka renkli çerçeveleri olan pencerelerden bakıyorum. Elimden geldiği kadar olumsuz, yargılayıcı ve yanıltıcı düşüncelerden arınmaya çalışsam da, hani ben bu dünyaya ve kurallarına alışık değilim ya, onun içindir kendimi uyumsuz hissetmemle birlikte baktım olmayacak “adam sen de” diyerek bildiğim kendime sarıldım ve hayatı didiklemektense bildiğim şeylere sarılmaya karar verdim.. yazmaya.. tedavim bu.. kendimi en iyi açabildiğim, en bildik soyunma şeklime dönerek, aslında istemeyerek ara verdiğim alışkanlığıma döndüm.. haydi bakalım hayırlısı :))
Bir Dilim Tatlı
3 katmanlı kek çıkmakta, siz isterseniz benim gibi dörde de bölebilirsiniz ;)
1 tane taze ananas ezilmiş ve suyu çıkarılmış olacak (suyunu da kullanalım)
1 su bardağı toz şekeri
¼ su bardağı limon suyu
1 çay kaşığı vanilya
Ananası, bir sos tenceresi içine alıyoruz arkadaşlar. Toz şekeri ve limon suyu ile birlikte kısık ateşte sık sık karıştırarak suyu buharlaşıp reçel gibi olana kadar pişirelim. Ateşten aldıktan sonra kullanmak için iyice soğumuş olması gerekmekte. Soğuduktan sonra vanilyayı ekleyelim..
Pasta Hamurumuz
1 + ¾ su bardağı ayran
5 tane oda sıcaklığında yumurta
2 çay kaşığı vanilya
3 + ¾ su bardağı elenmiş un
1 + ¾ çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı kabartma tozu
½ tatlı kaşığı tuz
2 + ¼ su bardağı esmer toz şekeri
1 su bardağı oda sıcaklığında tereyağı
Fırınımızı 180 derecede ısıtalım.
Tereyağı ile birlikte esmer toz şekerini mikser ile kremamsı kıvama gelene kadar çırpalım. Yumurta ve vanilyayı ekleyelim. Ayranı da katalım ve düşük devirde kısa bir süre için tekrar çırpalım.
Ayrı bir kap içinde kuru malzemeleri birleştirelim ( un – karbonat – kabartma tozu – tuz). Karışı önceden çırptığımız ıslak malzemeler içine katalım ve spatula ile karıştırdıktan sonra 23 cm çapında olan derin bir pasta kalıbı içine (yağlanmış ve unlamış olmalı) dökerek sıcak fırında 45 – 50 dakika için pişirelim. Pişen keki fırından aldıktan sonra iyice soğutalım ve kalıptan çıkaralım. Eşit kalınlıkta 3 veya 4 eşit halka çıkaralım. Katmanları üst üste koyalım, strech filme sararak 4 saat için buzdolabında bekletelim.
Hindistan Cevizli Krema
3 yumurta akı
1 su bardağı toz şekeri
1 su bardağı ve 4 yemek kaşığı oda sıcaklığında tereyağı
2/3 su bardağı şekersiz Hindistan cevizi sütü (marketlerde bulunmakta)
1 + ½ tatlı kaşığı Hindistan cevizi aroması veya esansı
Yumurta akları ile toz şekeri bain-mari şeklinde (altında sıcak su bulunan bir kap içinde) sürekli karıştırarak, yumurta akları uzayacak ve rengi parlamaya başlayacak (yaklaşık 10 dakika) kıvama gelene kadar pişirelim. Sonra kabımızı bir yüzey üzerine alalım ve elektrikli mikser yardımı ile karıştırarak parça parça tereyağı ekleyerek çırpmaya devam edelim. Karıştırdıkça karışım kabarmaya başlamalıdır. Azar azar Hindistan cevizi sütünü de karışımı ekleyelim ve esansı ilave edelim.
İlk hazırladığımız ananaslı karışımın ¼ su bardağı kadarını krema içine katalım ve gelin şimdi de montaj kısmına başlayalım..
Kek dilimleri üzerine eşit miktarda ananas karışımından sürelim ve üst üste aldığımız kekin üzeri ile yanlarını Hindistan cevizli karışımla kaplayarak 1 gece için buzdolabında dinlendirdikten sonra ikram kısmına geçebiliriz arkadaşlar..
Kekin kenarlarına yeşil limon kabuğu rendesi ile süsleyebilir veya dilediğiniz pasta şekerleri ile renklendirme yapabilirsiniz.. afiyetle ;)
Sevgiler..
-
Biberiye ve Cheddar Peynirli Ekmek

Lüle Saç Bey arkadaşlarıyla içmeye gidecek. Hak etti, bütün hafta deli gibi çalışıp, bungalov evleri yapmaktan, çatı tepelerinde çivi çakmaktan ve peşinde dolanan bana katlanmaktan yoruldu.
Haftaya asılacağım omzuna beni de götürsün diye. Tamam, anladık erkek muhabbeti başka bir şey, amma velakin “bende sabahlamak istiyorum” diye şımarık bir çığlık atabilirim atmasına ya, saat daha gece yarısına varmadan, “hadi eve gidelim” diyerek çekiştiririm yakasını, esnemek eylemleri yüzümde, gözümden uyku düştü düşecek ve adam kucaklayıp beni, motorun arkasında, kollarım bedenine sarılmış, çıkacağız dağları köye inmek için.. Sonra da, ha ha ha eve varınca uykusu kaçan beni sanırım gırtlaklamak isteyecektir. Olsun, o zaman da kovalamaca oynarız :)) merdivende ayağım takılırsa da gıdıklamaca ;) Böyle deliyiz, böyle çocuk ve böyle de komik işte.
Sabahın erken bir saatinde tıkladı kapı.. pencereden bakınca, bizim sarı motoru gördüm, uykulu uykulu kapıyı açtım ve canımcım gelmiş.. sabah öpücüğü alıp, vermeye.. yanımda biraz uzandı, saçlarımı sevdi ve kalkıp gitti işine. Olmaz, bensiz kahvaltı etmesin istedim ve “masa hazır olunca beni gelip alır mısın” şımarmasıyla hemen ayaklanıp, kedilere mama verdim, kumlarını temizledim ve hazırlandığımda da aradı “seni almaya geliyorum” diye.. dün yıkanmış çamaşırları güneşe koydum, pabucumu bağladım ve ın ın ın sesleri ile birlikte lüle saçları havalanan yakışıklının beline sarılıp, burnumu da ensesine dayadım ve gittik güzel tatil beldemize, güneş altında kahvaltımızı ettik. Harika bir sabah, masamız bereketli, canımcımın iş arkadaşlarıyla sohbet ederken de harika bir menemen.. çıtır çıtır ekmek kenarlarını yerken aklıma düştü, eve varınca Pazar günü için ekmek yapmalı ve yine kendimi misafir etmeliyim :))
Haydi bakalım arkadaşlar, motorları çalıştıralım ve hep birlikte mutfağa gidelim..
Biraz Bal, Biraz Sen.. İşte Hayat
Biberiyeli Hamur İçin
1 büyük yumurta
1 + ¼ su bardağı süt
4 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
1 yemek kaşığı kabartma tozu
1 çorba kaşığı kurutulmuş biberiye
½ çay kaşığı tuz
2 su bardağı kepekli un
Peynirli Hamur İçin
1 büyük yumurta
1 su bardağı süt
4 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
1 yemek kaşığı kabartma tozu
½ çay kaşığı tuz
¼ çay kaşığı kırmızıbiber
½ çay kaşığı taze çekilmiş karabiberi
2 su bardağı un
1 + ¼ su bardağı rendelenmiş cheddar peyniri
Fırınımızı 180 derecede ısıtalım arkadaşlar. 22 x 11 ebatlarında dikdörtgen bir ekmek veya kek kalıbını ölçü dışında tereyağı ile yağlayalım ve ilk önce biberiyeli hamurumuzu hazırlayalım;
Yumurta, süt ve eritilmiş tereyağını birlikte karıştıralım. Ayrı bir kap içinde un, tuz, kabartma tozu ve biberiyeyi harmanlayarak yumurtalı karışımı kuru malzemeler içine katarak, sadece karışana kadar harmanlayalım ve yağlanmış olan kalıbın içine spatula ile yayalım ve ortası hafif derin, yanlardan da biraz genişleyerek. Bu işlem bu kadar arkadaşlar, haydi ikinci hamura geçiş ;)
Aynen ilk hamuru hazırladığımız gibi, ıslak malzemeleri kendi aralarında, kuru malzemeleri de kendi aralarında harmanlayarak birleştirelim ve ilk hamurun üzerine ikinci hamuru yayarak, sıcak fırında 50 – 60 dakika üzeri kızarıp, içine batırdığımız kürdanın kuru çıkması ile pişen ekmeğimizi 10 dakika kadar dinlendirelim ve kalıbından çıkararak dilimlere keserek, ister yemek yanına ki, bence kahvaltı için bu leziz ekmeği sevdiklerimizle paylaşalım..
Görüşmek üzere.. sevgiler :))
-
Erkekler.. ;)
-
Kadınlar…
Günaydın kızlar ;) bugün bizimmiş.. haydi sokaklara salınalım, dans edelim, ıslıklar çalıp, şarkılar söyleyelim.. ERKEKLER..! bize iyi davranın, çivi çiviyi sökermiş..;)
-
:))))
-
Melek İçin..
-
Güz Bitti, Bahar Geldi

Uzun zamandır üzerimde, bana yakışmayan siyah bir elbise vardı. Hüznün, sıkıntının ve kederin incilerinden boynumu süslüyordu karamsarlık. Birkaç gündür, inanç yerleşti yüreğime. Umut kapısı açıldı, güneş huzmeleri gözlerimi kamaştırdı ve yüreğime, pıtırcıklanan çiçeklerin renkleri ile kokuları serpildi.
Biraz önce aynanın önünde soyundum, çıkardım o karanlık halleri üzerimden, ruhumdan. Sevginin elini tuttum parmak uçlarından, her yanıma süründüm uzun uzun ve ahenkle. Sepet koltuk üzerinde duran pembe, pazen pijamanın sıcaklığı yayılıyor bedenimle ruhuma. İçimde bahar..
Bazen geçişler yaşar insan. Araf da kalmış gibidir. Sıkışmış sanki bir mandalın ucuna da sallanır durur unutulmuş bir eşarp gibi rüzgârda. Sonra, biri çıka gelir. Sıcacık bir el uzatır karanlığın içinden, eşarbı alıp sarar göğsüne. Kokusu sinmiş kumaşa gibi, baharın sıcaklığı yüreğimde bayraklarını sallandıran.
Yüzüm gülüyor, farkındayım gözlerim de parlıyor ve içimde bir diriliş. Kocaman bir heyecan, devasa bir şelale şıkırdayan gökkuşağı renkleri ile. Mutluyum. Hem de çok mutluyum. Güz bitiyor ve yerine ılık yağmurlarla birlikte yeniden doğuş zamanının geldiğini haber veren çıngırakları sallanıyor yüreğim üzerinde.
Tamamlandım ben O’nunla. O, beni doğurdu. Biri beni sardı ve kucakladı. Sık kirpikleri arasında kucaklayıp, öptü. Bizim eve, uzun saçlı bir melek geldi..
Kelimeleri süslemeyi bilmiyorum işte. Renklere boyamayı da beceremiyorum. Ama biliyorum ki hayat nasıl da güzelleşti. Nasıl da neşeli ezgilerle doğuyor güneş ve dolunay ne kadar da büyülü bu gece. Etrafındaki sarı hareleri ile gece elbisesi giyinmiş bir prenses gibi, asil gülüşünü yerleştirmiş semanın ortasına, etekleri etrafına almış yıldızları, duyup, duyacağımız en harika masalları anlatıyor ve hepimize ulaşılması hiç de imkânsız olmayan rüyaların o şen sesi ile fısıldamakta kulaklarımıza. Ben duyuyorum, ya siz? Bu, böyle anlatılacak bir ezgi değil, herkes kendine göre duyuyor, görüyor, yaşıyor ve solukluyor. İşte onun için demek istiyorum ki arkadaşlar; sevmeyi unutmuşuz hepimiz. Tamam, haklısınız, hastalıklar kol geziyor, yaşam şartları ağır, savaşlar da var. Utanmadan sevgi mi dileneceğiz ya da sevgi sahi neydi mi diyeceğiz? İyi de, tüm olumsuzlukların, hastalıkların ve bereketsizliğin nedeni değil mi sevgi? Bence böyle. Yaşamlarımız pamuk ipliğinin uçunda ve sanki yarın o kopan iplik bizim olamazmış gibi, hırsların zincirlerine prangalanmış, sırtımızda da tonlarca taşlar taşıyor gibi kambur ve gözlerimiz sadece karanlık delikler içinde dönüp durmakta. Sanki kocaman girdaplar içinde boğuşmaktayız. Yok, yok böyle olmaz. Sarılacak dallar, umut edecek güzellikler yaratmak zorundayız. Evet, kabul ediyorum, bu iş ıslıkla köpek yavrularını bir yere toplamak kadar kolay değil. Yine de diretiyorum işte, inatla, inançla sarılmalı insan yüreğine. İnsan, içinden gelen o ilahi sese kulak vermeli ve ne diyorsa yürek, gitmeli sonuna kadar peşinden.
Bir kitapta okumuştum, şimdi anımsamıyorum yazarını ve kitabı. Der ki, satırlar; “Hayatta çocuklardan ve köpeklerden çok şey öğrendim. İnatları ile istedikleri her şeye sahip olabiliyorlar.” Unuttuk mu ne? Bir zamanlar bizde çocuk değil miydik ve sahi şimdi hiç umursamadan yürüdüğümüz bu bacaklarımız üzerinde durmak için kaç milyon defa düştük. Demiyoruz “şimdi sağ bacak, haydi şimdi sol.” Eh demek ki unutmamalıyız yaşadığımızı.
Geçen gün ne hoş bir yazıya denk geldim. Şimdi arkadaşıma ayıp olmasın ismini anımsamamam, cidden özür diliyorum kendisinden ve paylaşıyorum o güzelliği ve bana hayatın anlamını bir kez daha hatırlattığı için. Buyurun;
Her sabah hesabınıza 86.400 TL yatıran bir banka düşünün. Gün boyu istediğiniz kadar parayı harcamakta veya harcamamakta serbestsiniz. Parayı istediğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Oyunun sadece tek bir koşulu var; harcamayı başaramadığınız meblağ ertesi güne devretmez, akşam hesabınızdan geri çekilir ve bu paranın hiçbir bölümünü ne sebeple olursa olsun saklayamazsınız. Bir önceki günün tutarının tamamını harcamış veya hiçbir bölümünü harcamamış da olsanız ertesi sabah hesabınızda yine 86.400 TL bulacaksınız.
Nasıl keyifli değil mi?
Farkında olsanız da olmasanız da aslında hepimizin böyle bir bankası var. Adı ”HAYAT” Her sabah 86.400 SANİYE hesabınıza yatıyor ve o gün daha fazlasını asla harcayamıyorsunuz. Kullanamadığınız kısım ise akıp gidiyor ve hesabınızdan siliniyor, hiç devretmiyor. Her gün size yeni bir hesap açılıyor, her akşam günün bakiyesi siliniyor. Eğer günlük hesabınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir, geriye dönüş yok, yarından avans çekmek de yok. Bugünü, bugünkü hesaptan yaşamalısınız. Zaman hiç kimseyi beklemez. Dün artık mazi oldu. Yarın ise muamma. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır.
Geçirdiğimiz tüm zamanların şerefine..
Gördüğünüz gibi işte. Nanik yapmadan, çelmeden takmadan yaşam, biz ona yapalım. Utanmadan şarkılar söyleyelim sokaklarda. Rüzgârın saçlarımızı dağıtmasına izin verelim. Tutup neşenin eteklerinden, çıkaralım zilleri kapalı yerlerinden ve ayıpları ve yasakları zımbalarla delip atalım kör kuyulara. Öleceğiz be arkadaşlar. Öyle veya böyle öleceğiz işte. Bana ne yaa, ben mutlu ölmek istiyorum, yüzümde keder kırışıkları biriktirmeye niyetim yok. Çıksın gözlerimde kazların ayakları, seveceğim hepsini ve diyeceğim ki, “Ben hep sevdim. Sevilmenin peşinde de koşmadım. Yüreğimin sesini dinledim, deli demişler bana ne, hayat benim değil mi? İster aba giyinirim, ister çıplak gezerim.” Bir de dil çıkarır, soğuğa aldırmadan izlerim dolunayı. Üşümek bile, hayatın içinde solukladığımız anlamına gelmiyor mu? Yaşıyoruz işte heyt be, diyerek tadını çıkarmayı hatırlamalı.
İşte, uzun saçlı melek sayesinde yeniden yeşerdi dallar. Tomurcuklar göz kırpıyor ve yaşam içime öylesine kocaman bir inanç serpiyor ki, sonuna kadar, inançla soluyacağım..
Teşekkür ederim sevgili Allah’ım, karşıma bu denli harika bir melek çıkarıp, O’nu benimle bölüştüğün için..
Sen, Lüle Saç Bey; inan canım bana istediğin kadar şımarma hakkını kullanabilirsin. Çocuklarımız gibi, göbeğini de açma hakkın var. Ayakların pisken eve de girebilirsin, hatta yerlere kırıntı da dökebilirsin. Canın istiyorsa banyoyu da ıslat. Gücüm yetene kadar, söylenmeden, vızıltı yapmadan arkanı toplamaktan, seni sevmekten ve seninle uyumaktan hiç sıkılmayacağım. Sen ki, içime sevinç serptin; dile ben yapayım ;) İyi ki varsın, seninle güz bitti, bahar geldi..
Ben bu aşk karınla sana daha neler yazarım, neler..
-
Elmalı Brownie

Pavyon kenarı nameleri gibi insanların samimiyetsizliği bu aralar. Heveslerim dağıldı, ipi kopmuş tespih ya da kavalyesiz kalmış bir şarkının sisi içindeki pistin ortasında.
Sokak çalgıcılarının soğuk nedir bilmez perde dokunuşları gibi sabrım. Çatlamamış. Patlamamış. İçimde tik takları salınan bir bomba..
Sona ereceğini bildiğim günün geçmek bilmez saatleri içinde dönüyor uykusuzluğum. Başlığını atmayı unuttuğum öykü gibi, cümlelerimi ve saçlarımı kısa kesiyorum.
Doğmadan önce her nerede isem, orada gönlüm..
Tanrı’m bize yeni yollar aç..
1 su bardağı eritilmiş tereyağı
1 + 2/3 su bardağı toz şekeri
2 büyük yumurta
1 çay kaşığı vanilya
3 su bardağı soyulmuş ve doğranmış yeşil elma
½ su bardağı kıyılmış ceviz
2 su bardağı un
2 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat
½ çay kaşığı tuz
Tüm kuru malzemeleri (un – tarçın – kabartma tozu – karbonat ve tuz) bir kap içine eleyelim arkadaşlar. Fırınımızı 170 derecede ısıtmaya başlayalım ve eritilmiş tereyağı ile birlikte toz şekeri çırpalım, yumurtaları birer birer şekerli karışıma ekledikten sonra vanilyayı ilave edelim. Bu karışım içine doğranmış elmaları katarak spatula ile karıştıralım. Elmalı karışıma elenmiş kuru malzemeleri ekledikten sonra tekrar spatula ile karıştıralım ve ceviz parçalarını ekleyip karıştırdıktan sonra 23 x 30 ebatlarında yağlanmış bir fırın tepsisi içine hamuru yayalım. Sıcak fırında 35 – 40 dakika kadar pişirdikten sonra ılınınca servis yapabiliriz.
Yanında ekstra kalori isterseniz :)) dondurma veya karamel sos neden olmasın ki? ;)
Sevgiler..
-
İki Oda Bir Bahçe
Arkadaşlar yeni sayfamı takip eder misiniz?
Sevgiler :))
-
Bezelye Ezmesi

Bazen ne yazacağıma karar vermekte çok zorlanıyorum. Bazen de, kendiliğinden yola çıkmış oluyor kelimelerim ve kendi trenlerinde akıp gidiyorlar. Sanırım küfemin ağırlığı, biriktirdiklerim, acılarım ve sevinçlerimin ne kadarını paylaşmak istediğimle alakalı olsa gerek valizimde yüklü harflerin çıkma sıraları.
Bugünlerde gebeliğim gizli. Saklı kelimeler ve doğmak istemeyen tuhaf yüküyle içimde dönüyor dünyam. Saklı kalmak, saklambaç oynamak ve yine de inatla güneşle sevişmek istiyor ruhum.
Masallara adanmış bir hayatım var benim. Hayallerin en toz renkleriyle süslemiş balonlarımı göğe salmak istiyor, tutuyor ve yine de bırakıyorum işte. Görenin sadece kendimin olduğu balonlarım süzülüyor ellerimden ağır ağır.. İplerini kaçırdığım, arada kelimelerim gibi tutamadığım şahidi olmayan suçlu bir elin hazin kelimeleri saklı yüreğimde. İnce ince kıyıyorum kendime, kötü bilenmiş bir kamanın kıvrık ucunu saplıyorum karnıma da, doğurayım bitsin bu sancılı ve saklı gebelik halim. Kale kapıları gibi açılmıyor kelimelerimin saklı durduğu valizim. Kollarımla sarıyorum kendimi, iki büklüm, gözlerimde akamayan yaşlar ve içimde kıvranıp duran bir acı.. Bağırmak istiyorum, yastıklara sarılıp ağlamak ve doğan yeni günün ilk ışıklarının eteklerinde ruhumu yıkamak istiyorum.
Ben ne çok şey istiyorum bu hayattan..
Yeşil Olsa Bulutlar
½ kg taze veya donmuş bezelye
1 limonun suyu
½ demet taze nane yaprakları
½ su bardağı süzme yoğurt
1 + ½ yemek kaşığı sızma zeytinyağı
1 çay kaşığı deniz tuzu
Taze çekilmiş karabiberi
Bezelyeleri orta boy bir tencere içinde kaynak ve tuzlu su içinde 10 - 12 dakika kadar haşlayıp süzelim. Limon suyu, nane yaprakları, süzme yoğurt, zeytinyağı ve tuz ile karabiberle tatlandırarak çok kısa bir süre için robot ile tam bir püre olmadan ezelim.
Tüm et çeşitleri ile birlikte, aynen patates püresi gibi sunmak mümkün. Dip sos olarak, cips çeşitleri için birkaç damla acı sos damlatarak tatlandırılabilir.
Balık yanında ızgara sebze eşliğinde çok hoş bir tamamlayıcı olduğunu söylemek isterim arkadaşlar. İşte böyle;

2 tane orta boylarda taze patates (kabuklu ve alma dilimi kesilmiş)
2 tane orta boy havuç
4 dilim fileto morina balığı
2 çırpılmış yumurta
½ su bardağı un
½ su bardağı ekmek kırıntısı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı deniz tuzu
Taze çekilmiş karabiberi
Fırınımızı 200 derecede ısıtalım ve fırın tepsisi içine yağlı kâğıt kaplayarak dilimlenmiş patates ve havuçları zeytinyağı ile harmanlayarak bir çimdik tuz ve karabiberi ile tatlandıralım. Kalan tuz ve karabiberini unla harmanlayalım. Balık filetolarını önce una, ardından çırpılmış yumurta ve ekmek kırıntılarına buladıktan sonra tepsiye patates ve havuçların yanına dizelim. Isınmış olan fırında balık ve sebzeleri 15 – 20 dakika için pişirelim ve bezelye ezmesi ve şarap eşliğinde, kocaman bir salata ile servis yapabiliriz. Hatta bol roka ve portakal dilimleri ile tatlandırılmış ve fıstıklarla bezenmiş bir salata bu lezzetle damakta hoşluk bırakacaktır. Belki denemek istersiniz :))
Sevgiler..
-
Limonlu ve Otlu Peynir

Dilek geliyor yanıma. Sevinçle, mutlulukla ve heyecanla bekliyorum arkadaşımı. Bugün zamanın çoğunu mutfakta geçirdim. Oh oh sormayın neler yaptığımı. Kısaca, önce muzlu ve çikolatalı kek yaptım birkaç kalıp. Neden mi? Hafta içi oğullarımı komşuma bırakmıştım, biraz evde olmadım. Biri ona teşekkür için. Bir tane Lüle Saç Bey ve ekibi içindi. Seviyorum bu çalışkan adamları. Kalan kekler Dilek ve bana. Sonra kocaman bir tepsi brownie pişirdim. Eh, olmaz yine Lüle Saç Bey’de aldı birkaç dilim ve ardından da anasonlu kıtır gevrekler yaptım ki bunun tarifini yakında paylaşacağım sizlerle bayılacaksınız. Bu kıtırıcıklardan da Lüle Saç Bey ve saz arkadaşlarına tadım için sunmuş bulunmaktayım.
Bütün bunları hak etti bu adam, benim için çok değerli bir şeyi eve getirdi. Koşkoş’u kucaklamış, yetmemiş birde yanında bonus olarak Simbo’yu getirmiş. Ahhh ne diyebilirim ki ben artık? Ev tam kedi barınağına benzemiş bulunmakta. Yarın Abıl’da gelecek ve beş erkek kedi ile yaşamaya başlayacağım ve inanmazsınız ama çok mutluyum hepsi ile. Tüm yaramazlık ve dağınıklıklarına rağmen hem de. Neyse, nerde kalmıştım?
Yaptıklarımı anlatıyordum değil mi? Bir de; Dilek çok seviyor bense taparcasına aşığım. Efendim, yaprak dolması sardım. Yok yok, o kadar zor olmadı. Fatma geldi yardıma. Beni neredeyse masaya bağladı diyebilirim. Belime, battaniyeden bir yastık yaptı, bu destek sayesinde ağrısız bitirdim işi. Yarın sabah, arkadaşım otobüsteyken bende ay çekirdekli ve keten tohumlu köy ekmeği pişireceğim. Akşam için ısırgan otlu çorba ve şöyle karışık kocaman bir de salata yaptık mı, değmeyin keyfimize tamam mı? :)))
Sizlerle paylaşmak istediğim bir tat var arkadaşlar. Ben salatalar ve kızarmış ekmek dilimleri üzerinde çok seviyorum. Ne dersiniz peynir yapalım mı? Sanırım aranızda ciddi bir peynir delisi olduğumu bilmeyen yoktur değil mi? ;))
Laleler, Sümbüller ve Sen
1 litre süt (mümkünse pastörize süt olmasın)
¼ su bardağı taze sıkılmış limon suyu
1 yemek kaşığı ince ve taze kıyılmış Frenk soğanı veya taze soğanın yeşil kısmı
1 tatlı kaşığı ince kıyılmış maydanoz
1 çay kaşığı kıyılmış taze kekik
1 diş rende veya ezilmiş sarımsak
1 çay kaşığı deniz tuzu
Taze çekilmiş karabiberi
Sütü kaynatalım arkadaşlar. Kabarmaya başladığında ateşi iyice azaltalım ve limon suyunu süte aktaralım. Süt kesilecektir. Sütün suyu ile peynirimsi kısmı iyice ayrılana kadar yavaşça sütü karıştıralım.
Bir tülbendi elek içine serelim ve sütü süzelim, süzülen peyniri 4 ila 24 saat için buzdolabında bekletelim. Süzdüğümüz sütün suyunu atmamanızı öneririm. Salatalara sos, ekmek yapımında veya çorba için kullanılabilir. Oldukça da sağlıklı.
Kıyılmış tüm yeşilleri iyice süzülmüş olan peynir içine katalım arkadaşlar. Tuz ve taze çekilmiş karabiberi ile tatlandıralım. İstediğimiz bir tas içine yine tülbent içinde sararak 1 gece için buzdolabında bekletelim. Tülbent peynire dokusunu görsel olarak verecektir ve bekleyen peynir de, otların tadını özümseyerek lezzetlenecek. Sürülebilir kıvamda olacağı için kızarmış ekmek dilimleri için ideal.
Hatta peynirin içine bir tatlı kaşığı kadar bal ve bir limonun da kabuğunu rendelerseniz yarı tatlı bir peynir yapmanız da olası.
Ceviz parçaları, kıyılmış kuru domates, tuzu iyice alınmış kapari, çörek otu gibi nice ürün ile alternatif tatlar yaratmanın sonu yok bence..
Peynir mayasız olduğu için birkaç gün içinde tüketilmelidir. Az miktarlarda yapılmasında fayda var.
Sevgiler..
-
Krem Peynirli ve Limonlu Bar

Eros hariç, evimin dört ayaklı erkekleri kaçtılar. Sanırım sezonluk bir gezinme turunda olsa gerekler :)) dişi kovalıyorlar desem, ne yazık ki o haklarını ellerinden almış bulunmaktayız. Önce Abıl gitti. Ardından Koşkoş ve öğleden sonra Şans evi terk etmiş durumdalar. Lüle Saç Bey, Abıl ve Koşkoş’un izini buldu. Şans’da sanırım ya gecenin bir vaktinde ya da yarın evde olur inşallah.
Eros, uzun süre ağladı. Kardeşlerini istiyor. Şans’da gidince, dün neredeyse tüm hareketlerimin kısıtlandığı bel tutulması yüzünden yürümekte oldukça zorlanmama rağmen çıkıp hepsini aradım. Hem de iki gözüm, iki çeşme halinde. Yoklar. Elimde en sevdikleri bisküvi kutusunu sallaya sallaya dolandım sokaklarda. Hiç birinden ses yok. Sağ olsunlar da, nasıl olsa eve geleceklerdir. Lüle Saç Bey, ağlamaklı sesimden, çok merek ettiğim oğullarım için işini gücünü bırakıp O’da gidip aradı ve sanırım ikisinin yerini yurdu buldu. Yarın hepsinin kucağımda olmalarını diliyorum.
Ev, sessiz kaldı. Mama kapları öylece beklemekte ve kendime ton balıklı salata yaparken, konservenin o tık sesine ayaklarıma dolanmayan çocuklarım yüzünden yine gözlerim dolu dolu, yarı ağlamaklı yedim salatamı ya, aslında zorla. Şu belim yüzümden ilaç içmem gerekmese hani, sanırım canım onu da istemeyecekti diye yazarken bu satırları, içimden bir ses ile bahçeden Şans’a, Koşkoş’a ve Abıl’a seslenince, boynundaki zil sesi ile koşarak Şans eve geldi arkadaşlar. Ohhh inanın o kadar mutluyum ki şu an, kelimesi yok. Eros, hemen kardeşinin yanına gidip onu yalamaya ve size gerçekten yemin ederim sarılmaya başladı. Öyle tatlılar ki, yok işte anlatabileceğim bir dil bu sevgi gösterisini. Yarın diğer oğullarımda gelince bayram edeceğim billahi. Bu gece, yatmakta çok zorlansam bile iki bebeğimi koynuma alacağım. Ben, onlarsız bir yaşam düşünemiyorum gerçekten.
Şimdi gelin, bu anı tatlı bir lezzetle süsleyelim olur mu?
Canım Kedilerim
4 küçük paket ezilmiş kitkat (çikolatalı bisküvi)
200 derecede fırını ısıtalım arkadaşlar. 20 x 20 ebatlarında kare bir tart kabının tabanına alüminyum folyo serelim ve üzerini hafifçe tereyağı ile yağlayalım. Ezilmiş kitkat parçalarını kalıbın tabanına hafifçe bastırarak sıcak fırında 5 dakika için pişirelim ve soğuması için bekletelim. Fırınımız ısınmaya devam edecek ama..
Şimdi;
1 kutu oda sıcaklığında krem peyniri
2 su bardağı elenmiş pudra şekeri (önce eleyelim sonra ölçelim)
1 büyük yumurta
2 yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu
1 çay kaşığı limon esansı (marketlerde bulunuyor)
1 + ½ tatlı kaşığı ince rendelenmiş limon kabuğu
Tüm malzemeyi bir kap içinde birleştirelim ve elektrikli mikser ile pürüzsüz olana kadar çırpalım ve fırınlanmış olan kitkat üzerine yayalım.
1/3 su bardağı un
1/3 su bardağı toz şekeri
½ çay kaşığı limon esansı
2 yemek kaşığı oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı
Yine tüm malzemeyi bir kap içine alalım ve çatal yardımı ile ekmek kırıntısı görünümünde bir karışım elde edelim. Karışımı kalıp içinde olan peynirli karışım üzerine eşit miktarda dağıtalım ve sıcak fırında 18 – 20 dakika için pişirelim. Pişmiş olan tatlımız iyice soğuduktan sonra 16 eşit dilime kesebiliriz.
Yanına dondurma veya taze çilek çok yakışıyor hani. Benden söylemesi..
Sevgiler..
-
Çikolatalı ve Lavantalı Mini Kek

Başka bir şeyim ben. Farklı. Klasikleşmiş olan gün, olay ve durumlara tepkisiz, nötr bir duruş ile öylece bakan biri işte. Ne diyorum değil mi? Demek istiyorum ki;
Efendim, şu giden sevgililer günü var ya, bende hediye alımı, kalpli neler yapılabiliyorsa ve cılkı çıkarılmış, duygusuz ve kapitalist sistemin maşasıyla burnumuza burnumuza dayandırılmış alış veriş tuzağından başka bir şey olmadığını demek istiyorum. Sanki herkes yapabildiği en harika sevişmeyi yapacak gibi tamamen fiziki ve “şunu alın diyorum size” diyen otorite dolu bir ses yankılanan kulağımda. Sana ne kardeşim diyerek, nanik yapasım geldiğinden kutlanılmayan bir gün benim için. Hah, âdet yerini bulsun diye hoşlanmakta bulunduğum beyefendiye her zaman kullanabileceği bir eşofman aldım tabii. Ama kalpli ayıcık, kalpli pasta, kalpli çorap, kalpli don veya içine, üstüne, yanına kalp işlenmiş bir şeye elimi sürdümse ha böyle şaşı bakayım ;)
Canııımmm ben senin avuçlarına dizerim kalbimi diyesim geldi valla :)) hah işte görüp, okuduğunuz üzere böyle deli deli sevsek ya, ne o öyle şeker bayramı gibi hep birlikte restoranlara, alış veriş merkezlerine gidiyoruz anlamış değilim..
Eh tabii büyük şehirlerle bizim köyümüz ve mütevazi hayatlarımız aynı değil. Sizlere de hak vermek lazım de mi ya ;) diye biraz da şaka yapıyım istedim ama kızmayın bana tamam mı? Ya da çok kızmayın isterseniz.
Bugün gördüğünüz gibi şımarık, yılışık ve hatta kedi gibi de yuvarlanasım var kağıt üstünde, yetmez biraz bahçede, ıh ııhh doymadım azcık bulut ve güneş kollarında derken bakın arkadaşlar ne yaptım.. aykırı tarafım ve ben tutuştuk el ele ve gittik babaanne tarzı dayanıp, döşenmiş mutfağımıza eh söz konusu büyükler olunca da sandıktan çıkan lavantaları yedik ;)
Sen Bakma Şımardığıma Aklım Sende
½ su bardağı kakao
2/3 su bardağı sıcak su
8 çorba kaşığı oda sıcaklığında tereyağı
1 su bardağı toz şekeri
2 büyük oda sıcaklığında yumurta
1 çay kaşığı vanilya
1 çorba kaşığı lavanta (havan veya baharat öğütücüde ezilmeli)
1 + ½ su bardağı un
1 + ¾ çay kaşığı kabartma tozu
½ çay kaşığı tuz
Arkadaşlar, fırını 180 derecede ısıtalım ve muffin kalıpları içine yağlı kâğıttan yapılmış olan gömlekleri dizelim ve ardından hamurumuzu yapmadan hatırlatmak isterim. 12 veya 14 adet mini kek çıkacaktır..
Küçük bir kap içinde kakao ile sıcak suyu karıştıralım ve onlar beklerken bir yanda;
Tereyağı ile toz şekerini mikserde krema kıvamına gelene kadar çırpalım. Yumurtanın birini şekerli yağlı karışıma kıralım, karıştıralım ardından diğerini. Vanilya ile dövülmüş lavantayı da ekleyelim şimdi, derken un, kabartma tozu, tuz ekledikten sonra da ılınmış olan kakaolu suyu da ilave edelim ve pürüzsüz bir karışım elde etmiş olmamız lazım. Hamurdan eşit miktarda gömlekler içinde dökelim ve 20 dakika için fırında pişirelim. Bir kürdanın kek içine batırdığımızda kürdan kuru ise kekler pişmiştir ve ayrıca, yoğun lavanta tadı ve kokusu isterseniz bir yemek kaşığı kadar lavantayı döverek 1 yemek kaşığı toz şekeri ile karıştırarak kalıplar içine döktüğünüz hamurun üzerine serpebilirsiniz.
Biliyorum, beni seviyorsunuz. Ben de sizi çoookkk ;))